runo's profilehan ' ın mekanı -- han '...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    May 02

    herkes, birisi, herhangi biri ve hiçkimse . . .

    Herkes, Birisi, Herhangi Biri ve Hiç kimse . . . 

                                        

    Herkes, Birisi, Herhangi Biri ve Hiç Kimse birlikte yola çıktılar.

    Yapılması gereken önemli bir iş vardı  ...

    Herkes, Biri’nin bu işi yapacağından emindi.
        Gerçi işi, 
    Herhangi Biri de yapabilirdi.

    Ama Hiç Kimse yapmadı...

    Birisi bu duruma çok  öfkelendi. Çünkü o iş Herkes’in işiydi.

    Herkes, Herhangi Biri’nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu.

    Ama Hiç Kimse, Herkes’in işi yapamayacağının farkında değildi.

    Sonunda;
    Herhangi Biri’nin yapabileceği bir işi, Hiç Kimse yapmadığı için, Herkes, Birisi’ni suçladı…

                                                                                                                              han

    April 22

    the sharks - köpekbalıkları . . .

    KÖPEK  BALIKLARI HAKKINDA . . .

     

    Pek çok kimsenin denizde en çok korktuğu, hatta bu yüzden denize giremediği hayvan, kuşkusuz köpekbalığı. Aslında insanlar için daha tehlikeli olabilecek hayvanlar varken, köpekbalığından bu kadar korkulmasının nedenleri ne olabilir? Neden bu hayvan bu denli ilgi çekici? Köpekbalığı gerçekten anlatıldığı gibi, kusursuz bir yırtıcı ya da yok edici mi? İnsanlara neden saldırıyor? Tüm bu ve buna benzer soruların yanıtlarını bu hayvanın evrimsel geçmişine, biyolojisine, köpekbalıklarına bakış açılarımıza ve onlarla olan ilişkilerimize bakarak değerlendirmek gerekir.

     

    Köpekbalıkları, efsaneler, abartılı öyküler, haberler, korku filmleri aracılığıyla denizlerdeki korkunun temsilcileri olmuş. Ancak kötü şöhretlerine karşın insanlarla olan ilişkilerine bakıldığında, bu canlılara haksızlık edildiği açık. İnsanlar için potansiyel bir tehlike oluşturan bazı köpekbalığı türleri füze biçimli bedenleri, kocaman ağızları içindeki keskin dişleri ve meşhur sırt yüzgeçleriyle etrafa dehşet saçan, denizde insan kanına susamış canlılar olarak zihinlere yerleşmiş. Konuya ilişkin bilgisi oldukça az olan insanlarda bir köpekbalığı fobisi oluşmuş. Oysa, bu fikrin yanlışlığı biraz düşünüldüğünde kendiliğinden ortaya çıkmakta. Öyle ki, bırakın insanları memelilerin daha yeryüzünde yaşamadığı 350 milyon yıl kadar önce ilk türleri ortaya çıkan köpekbalıklarının doğal kurbanlarının insan olması mümkün değil.

     

     

    Evrimsel Geçmiş

     

    Kökenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bu hayvanların fosillerine Devoniyen dönemlerde rastlanır (395-345 milyon yıl önce). Bulunan en eski köpekbalığı fosili Orta Devoniyen'e aittir. Bu dönemden sonra gelen Karbonifer'de (345-280 milyon yıl önce) havanın ısınarak kuzey ve güney kutup bölgelerinin daralmasıyla, köpekbalıklarının denizlerde baskın tür konumuna geçtikleri düşünülüyor. Günümüz köpekbalıklarıysa Jura döneminin başında (190-136 myö) ortaya çıkmış. Krae-tase döneminde de (136-65 myö) varlığını günümüze değin sürdüren aileler ortaya çıkmış. Beslenme ve yüzme sistemlerindeki değişimler dışında köpekbalıklarının vücut yapıları evrim sürecinde çok az değişikliğe uğramış.

     

    Köpekbalıkları, omurgalı hayvanların kıkırdaklı balıklar sınıfından olan canlılar. Vücut yapılarında kemik bulunmaz. Tümüyle kıkırdaktan oluşan bu yapı nedeniyle sualtında oldukça kıvrak hareket edebilirler. En büyük dezavantajları, kemikli balıklarda bulunan ve su içinde dengede kalmalarını sağlayan "yüzme keselerinin" olmayışı. Yüzmeyi bıraktıkları anda, ağır bir metal parçası gibi dibe çökerler. Yani, sürekli hareket etmek zorundadırlar. Yüzme keselerinin olmaması, su içinde dikey yönde oldukça hızlı hareket edebilmelerini sağlar. Ayrıca, bu hayvanlarda vücudun yaklaşık %20-30'u karaciğerden oluşur. Bu çok yağlı karaciğerler, köpekbalıklarına pozitif bir yüzerlilik kazandırır. Ancak karaciğerinin günümüzde kozmetik malzeme ve ilaç yapımında kullanılması, hayvanın çok fazla miktarda avlanmasına ve birçok türün soyunun tehlike altına girmesine neden olmuş.

     

    Dünya denizlerinde bugün 350 köpekbalığı türü yaşamakta. 10 türse, saldırı olaylarından sorumlu tutuluyor. Türkiye denizlerinde ise 27 kadar köpekbalığı türü yaşıyor ve bunlar içinde tehlikeli olabilecek 8 tür var.

     

    En büyük tür yaklaşık 20 metrelik uzunluğuyla balina köpekbalığı (Rhincodon typus), en küçüğüyse 20 cm'lik cüce kedibalığı (Etmopterus perryi). Balina köpekbalıkları dışındaki türlerin hepsi etçil. Balina köpekbalığıysa dev cüsselerine yalnızca karşın planktonlarla (mikroskopik canlılar) beslenirler. En büyük etçilse 7.2 metrelik boyuyla "büyük beyaz" olarak bilinen Carcharodon carcharias'tır. Ancak türlerin çoğu oldukça küçük boylu olup tehlike yaratabilecek herhangi bir organları yoktur ve insanlara potansiyel bir tehlike kaynağı olamayacak kadar derinlerde yaşarlar.

     

    Köpekbalıklarının doğal besinleri arasında büyük balıklar, bazı deniz memelileri, büyük mürekkep balıkları ve diğer köpekbalıkları yer alır. Üreme sistemlerine baktığımızda, dişi bireylerle erkek bireyler aşağı yukarı birbirlerine benzerler. Bu hayvanlar genelde derin sularda yaşadıklarından ve akvaryumda yaşatılmaları zor olduğundan, çiftleşme davranışları iyi araştırılmış değil. Köpekbalıkları üç farklı şekilde ürerler. Bazıları diğer balıklarda olduğu gibi döllenmiş yumurtayı dışarıya bırakırlar (ovipar); bazıları yavrularını vücut içinde taşır ve bizdeki göbek bağına benzeyen bir organ aracılığıyla besler (vivipar); bazılarıysa döllenmiş olan yumurtayı vücut içinde tutar ama herhangi bir şekilde yavru beslenmez ve gelişimini tamamlayınca dışarıya bırakılır (ovovivipar). Gebelik süreleri 9 ile 24 ay arasında değişir. Bir defada en az l en çok 100 yavru doğurabilirler.

     

    Köpekbalıklarının milyonlarca yıldır hayatta kalmalarının sebeplerinden biri de diş ve çene yapıları. Dişler alt ve üst çenede 4 ya da 5 sıra halinde dizilir ve sayıları türlere göre değişir. Bu dişlerin hemen arkasındaysa "yedek dişler" diyebileceğimiz dişler bulunur. Beslenme sırasında hayvanın dişleri kırıldığında yerini bu dişler alır. Bu hızlı değişim birkaç günle birkaç haftada olabilir.

     

    Köpekbalıklarının diğer canlılara üstünlük sağlamalarına yarayan bir başka özellikleriyse duyu organları. Koku alma ve işitme duyuları iyi gelişmiştir. Kan kokusunu 3 km uzaktan alabilirler. Çok küçük sesleri duyabilir ve geldiği yönü tayin edebilirler (insan sualtında sesi duyar ama geldiği yönü tayin edemez). Görme duyuları pek gelişmemiştir. Zaten genelde derin sularda yaşadıkları için, görme duyularını pek kullanmazlar. Vücutlarının yan tarafında bir çizgi şeklinde bulunan ve "yanal organ" denen duyu organlarıyla manyetik alanları algılayabilir, yön tayini yapabilir (özellikle bulanık suda) ya da yaralı bir balığın çıkardığı titreşimleri saptayabilirler.

     

    Köpekbalıklarının en önemli duyu organıysa "Lorenzini ampulleri" denen elektroreseptör hücreleridir. Vücudun baş kısmında bulunan ve l mm'lik kanallarla dışarıya açılan yapılardır. Elektriksel uyartılara karşı oldukça hassas.

     

    Bu kadar hassas duyu organlarına sahip bir canlı için av bulmak ve onu avlamak çok güç olmasa gerek. Avlanmada ilk uyarılan koku alma ve işitme duyularıdır. Harekete geçen hayvan ava yaklaştıkça görme duyusu devreye girer. Avı bulduğunda etrafında daireler çizmeye başlar. Bir müddet sonra bu daireler küçülmeye ve çapraz geçişler yapmaya başlar. İyice yaklaştığında gözleri geriye doğru kayar ve özel bir kapakla kapanır (parçalama sırasında koruma amaçlı). Bu andan sonra artık devrede sadece elektroreseptör organları çalışmaktadır ve hayvan elektrik yayan her şeye saldırır. Ağız açıldığında alt çene dışarıya doğru çıkar ve avını yakalayan hayvan üst çenesiyle avını tutar. Alt çeneyle de parçalar. Bu arada kazayla parçalanan kendi türlerini dahi yiyebilirler. Tek tek avlandıkları gibi, grup halinde de avlanabilirler. Uzmanlar dalarken ya da yüzerken saldırgan tek bir birey görüldüğünde korkulacak bir durum olmadığını ama sürüyle karşılaşıldığında durumun pek güvenilir sayılamayacağını söylüyorlar.

     

    Bu hayvanların yüzmedikleri zaman battıklarını söylemiştik bu nedenle genel olarak deniz tabanı (özellikle kumlu, çamurlu yerler) ve ona yakın yerlerde yaşarlar. Beslenme amacıyla su yüzeyine çıktıkları da olur. Özellikle de sardalye ve orkinosları kovalarken. Ender olarak kıyı ve limanlara girerler.

     

    Kuzey yarımkürede yaşayan köpekbalıklarının neden olduğu saldırma olayları yok denecek kadar az. Akdeniz, Ege ve Marmara Denizinde yaşayanların insanlara hiç saldırmadıkları kabul edilir. Bu durumda sahillerde tehlike yok gibi. Bununla birlikte, açık denizde yüzmek ya da derin su dalışları yapmak her zaman beraberinde belli bir risk getirir. Yine de istatistiklere bakılacak olursa köpekbalığı fobisi için bir neden yok. Köpekbalığı saldırıları en çok Avustralya'da görülüyor ama burada da arı sokmasıyla ölenler köpekbalığı saldırılarından ölenlerden 100 kat daha fazla. Boğulma sonucu ölenlerin sayısıysa 1000 kat fazla. Güney Afrika'da son 35 yıl içerisinde en çok saldırıya sörfçüler ve zıpkıncılar maruz kalmış; bu arada yalnızca bir dalgıç ciddi biçimde yaralanmış. Akdeniz sularındaki köpekbalığı saldırılarına ait bilimsel raporlar incelenecek olursa 1863-1961 yılları arasındaki yaklaşık 100 yıllık sürede sadece 18 saldırı olayının gerçekleşmiş olduğu görülür. 1960'lı yıllardan sonra Akdeniz'deki bu tip olaylara ait raporların bilimsel yayınlarda yer almadığı gözleniyor. Saldırı olaylarındaki en yüksek sayıya İtalya kıyılarında rastlanmış (5 saldırı). Bunu Yunanistan (4), Mısır (3), Yugoslavya (3), Malta (1), Fransa (1) ve Kuzey Afrika kıyılarındaki belirsiz bir bölge (1) izliyor.

     

     


    Kansere Dayanıklılık

     

    Köpekbalıkları hastalıklara karşı oldukça dirençliler. Bunun nedenlerinden birisi son derece güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları. Bu sayede kansere de yakalanmazlar. Köpekbalığı kıkırdağı, hastalıkla savaşmak için bağışıklık sistemini canlandıran belirli proteinler içerir. Yapılan çalışmalarda köpekbalığı kıkırdağının, tümörler için gerekli olan yeni kan damarı oluşumunu memelilerdekine göre çok daha etkin biçimde baskıladığı ortaya çıkmış bulunuyor. Çalışmalar köpekbalığının kıkırdağındaki aktif maddenin direkt tümöre etkili olmadığını, ancak yeni kılcal damarlarla beslenmesini ve büyümesini durdurabileceğini gösteriyor. Bunun yanında köpekbalıkları antikorlarının (savunma hücreleri), insanınkilerin yarısı büyüklüğünde olmalarının, dokulara kolaylıkla nüfuz edebilmelerini ve zararlı oluşumları önlemelerini sağladığı düşünülüyor.

     

     

     

    Ekonomik önemi

     

    Köpekbalıklarının çok az bir kısmının eti yenebiliyor. Bazı köpekbalıklarının yüzgeçlerinin kaynatılmasından elde edilen jel, çorbalara tat ve kıvam vermede kullanılıyor. Karaciğerlerinden çıkarılan yağ zengin A vitamini içerdiği için besin olarak değerlendiriliyor. Bu aynı zamanda kıkırdağıyla beraber ilaç yapımında kullanılıyor.

     

    Tüm bu bilgiler ışığında bu balıkların insana saldırma nedenine gelince, geliştirmiş oldukları bazı avlanma yöntemleri ve besin olarak tercih ettiği canlılara duyduğu gereksinim. Foklar köpekbalığının da en sevdiği avlardan biri. Bir varsayım olarak, insanın suyun altından bakıldığındaki silueti foka çok benziyor; bu yüzden köpekbalıklarının foka benzettiği insanlara saldırdığı söylenmekte. Bazı kaynaklarda köpek balığının haince arkadan saldırdığı yorumları yapılır. Köpekbalıkları önden saldırırsa, fok köpekbalığını fark ederek hemen yakındaki bir kara parçasına çıkıp kurtulabiliyor. Zaman içinde bu davranışı öğrenen köpekbalığıysa arkadan olabildiğince hızla yaklaşıp, foku yakalayabiliyor. Gerçekte yemek listesinde bulunmayan insana saldırdığında, ilk ısırmadan sonra tadını beğenmeyip bırakabiliyor. Bu arada kurtulmak için kısa bir zaman doğuyor eğer yaralı birey şoka girmemişse ya da çok ağır yaralanmamışsa saldırıdan kurtulabiliyor. Köpekbalığı kalabalık bir dalgıç ya da yüzücü grubuna saldırdığında içlerinden birini seçerek diğerlerini göz ardı ettiğine dair bir gözleme çeşitli raporlarda yer verilmiş bulunuyor.

     

     

    Köpekbalıklarından Korunma Tedbirleri

     

    Türkiye denizlerinde tehlikeli türlere oldukça az rastlanıyor. Yüzücüler için herhangi bir tehlike söz konusu değil. Tehlikeye maruz kalabilecekler yalnızca zıpkınla balık avlayanlar olabilir. Zıpkıncılar, avladıkları balıkları bellerinde bir telle taşırlar. Parçalanmış balık ve kan kokusu köpekbalıklarını çekebilir. Herhangi bir saldırı durumunda balıkları mümkün olduğunca uzağa fırlatmaları ve hareketlerini en aza indirgemeleri gerekir. Su yüzeyinde hareket eden kol ve bacaklar köpekbalıklarını daha çok tahrik eder. Hızlı yüzmek kısa mesafelerde işe yarayabilir ama diğer türlü sonuç vermez. Dalgıçlar içinse, olabilecek dalış sınırları (0-42 metre) içinde karşılaşılabilecek köpekbalıkları ise küçük boylu zararsız türlerdir. Olası saldırı olaylarına karşı önerilen pek çok korunma tedbiri bulunuyor. İki taşı birbirine vurmak, kuvvetli ses çıkarmak, regülatörden hava püskürtmek, elle suya çarpmak vs. Eğer yanınızda varsa kimyasal madde (özellikle bakır asetat) kullanmak tavsiye ediliyor.

     

    Bazı raporlarda, eğer birey yaralı değilse ve suda hareketsiz kalırsa meraklı köpekbalığının ortamdan ayrılabileceğinden söz edilmekte. Çeşitli şekillerde (bıçak, zıpkın vb kullanılarak) köpekbalığını yaralamak amacıyla yapılan hareketlerse büyük ihtimalle sonuçsuz kalacak ve hatta bir tahrik unsuru olduğunda saldırı olasılıkla yükselecektir. Köpekbalığına karşı şiddet kullanmak tavsiye edilmemekle birlikte, eğer başka bir seçenek kalmamışsa burun, gözler ya da solungaç yarıklarına darbe yapılmalı.

     

    Dalışlar esnasında koyu renkli bir elbise giyilmesi ve özellikle açık su ya da derin su dalışlarında mümkün olduğunca fosforlu renklere sahip malzeme kullanımından kaçınılması tavsiye ediliyor. Ortamda büyük bir köpekbalığı fark edilirse, yavaş hareketlerle yüzeye çıkıp derhal tekneye binilmeli ve su yüzeyindeyken kollar açılmamalı. Zira köpekbalığı dalgıcın siluetini başka bir canlıya benzetip saldırabilir. Yasak olmasına karşın halen kıyılarımızda dinamitle avcılık yapılmakta ve bu olay pek çok köpekbalığını bir anda ortaya çıkan bol besinden ve kandan dolayı ortama çekebilmekte. Unutulmamalı ki, küçük boylu köpekbalıkları da böyle ortamlarda saldırgan bir tutum sergileyebiliyorlar.

     

    Tüm bunlara karşın köpekbalıklarının insanlarla karşılaştığında gösterdikleri önceden kestirilemeyen davranışlar önerilen korunma yöntemlerinin her zaman başarıya ulaşmasını engelleyebiliyor.

     

     

     

    Köpekbalığı Saldırılarında Tedavi Yöntemleri

     

    Köpekbalığı ısırıkları sonucunda genellikle büyük miktarda doku ve kan kaybı söz konusu olur bu nedenle iki önemli probleme karşı acil ve etkin tedbirler almak gerekir:

    1- Kan kaybının kontrol edilmesi

    2- Şokun önlenmesi

    Şok durumu genellikle aşırı (0,5 lt'den fazla) kan kaybına bağlı olarak gelişir. Böyle durumlarda derhal kanama durdurulmalı, yaralı sıcak tutulmalı, hemen serum verilmeli, fakat çok şiddetli şok geçiren bir yaralıya kesinlikle ağızdan hiçbir şey verilmemelidir. Kan dolaşımın normale dönmesi zaman alır. Bu esnada derhal bir tıp merkezine başvurulmalıdır.

     OLURDA BİR GÜN Bİ KÖPEK BALIĞIYLA KARŞILŞIRSANIZ YAPMANIZ GEREKEN EN DOĞRU ŞEY, TANRI'NIN GÜNAHLARINIZI BAĞIŞLAMASI İÇİN DUA ETMEYE BAŞLAMAK OLACAKTIR !!!     : )  

                                                                                                                                     han

    April 18

    UNUTMA, UYUMA ! ! !

    Konu: GEÇMİŞTEN BİR CİNAYET VAKASI,BELKİ HATIRLAYANINIZ VARDIR.

    GEÇMİŞTEN BİR CİNAYET VAKASI
    (BAŞKA ALTERNATİFİ YOK DİYEN  UNUTKANLARA!!!)
    Ünlü zatın oğlu kırmızı ışıkta durmadan geçiyor,peşine takılan ekipten kurtulmak için hızlanırken ilerde ünlü bir sanatçıya  çarpıyor...


    Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan sanatçı 6 gün sonra
    ölüyor. Karakola götürülen delikanlıya polislerin ehliyet 
    sormaması sanatçının eşinin dikkatini çekiyor.
    Polislere  hatırlattığında:
    Siz  ukalalık etmeyin
    biz ne yapacağımızı biliriz,
    gibi bir cevap  alıyor.


    Kazadan sonra belediye arazözleri kazanın
    olduğu mahale gelip   caddeyi  baştan aşağı
    yıkıyor ve 35 metrelik fren izini tamamen   siliyorlar.
    Delikanlıya kazadan sonra,
    üç ay önce verilmiş gibi ehliyet    düzenleniyor.
    Sanatçının kocası hakime
    çocuğun ehliyeti olmadığını

    düzmece   ehliyet verildiğini söylediğinde adam
    'ne siz koskoca belediye  başkanını   sahtecilikle mi suçluyorsunuz?',
    diye azar işitiyor...
    Olayı gören tanıkların hepsi tehdit edilip korkutuluyor.
    Sanatçının kocası aile meclisini topluyor.
    Bakıyorlar ki   polis,  adalet,  belediye
    hep birlikte olmuş üzerlerine geliyor.
    Mecburen olayın  peşini  bırakıyorlar. 
    Sonuçta mahkeme trafik canavarı
    genci 3 ay hapse   mahkum  ediyor...
    O da 1998' in fiyatıyla
    540   BİN Lira cezaya

    çevriliyor.

    Sen  sağ,  ben    selamet;
    güzide sanatçı
    Sevim Tanürek (TRT Ankara radyosu, Devlet Sanatçısı)
    gitti gider.

    sevim_tanurek[1]

     


    Bu olayı Sevim Tanürek'i  n esi,
    Emin Çölaşan'a yukarıdaki satırlarla anlatmış Sözü geçen katil delikanlı
    İstanbul'   un o   zamanki   
    belediye başkanı

     

    şrfz (Belediye başkanı olduğu sırada, önünde el pençe divan durduğu Necmettin ERBAKAN ' ı nasıl sırtından vurduğunu zanet biliyoruz.)

     

    şrefffzz

     

    (TABİ ÖNCESİNİ

                                          şrfz şrffzz şsfrf VE SONRASI NI DA . . .

     

    şrfszleşrfzleee

    Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu... (burak erdoğan.)

    (Hani şu gemiciği olan. Hoş bu durum paşazadenin ilk ya da tek vukuati değildir, TSK dan sahte çürük raporuyla askerlik görevini yapmaması vs. ) Sayın Başbakan oğlunuzun Devletimize ve Milletimize olan borcunu ödemesini sağlayın ! ! !

    ve son olarak: başbakan recep tayyip erdoğan'ın, ses
    sanatçısı sevim tanürek'e otomobiliyle çarparak ölümüne neden olan oğlu
    ahmet burak erdoğan için 'tamamen kusursuz' raporu vererek
    beraatini sağlayan adli tıp trafik ihtisas dairesi başkanı
    eyüp çakmak, türkiye denizcilik işletmeleri' ne
    genel müdür yardımcısı olarak atandı.( 21.10.2004 )

    şrfzz                 BRAVO BAŞBAKANIM, ÇOCUKLARINI ÇOOK İYİ KORUYORSUN!!!


     

     

     


    Böyle bir baba tabii ki en az 3 çocuk ister. Yavrularını her türlü kaza, bela ve hatadan koruyabiliyor.
    Peki vatandaş çocuklarını onlardan ve onlar gibi .....lerden nasıl koruyacak ???


     

    İşte gerçektende Atamızın dediği gibi;

    GENÇLİĞE HİTABE

             Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
            Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
    Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
             Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

                                                                                             Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
                                                                                                                              20 Ekim 1927

    ATAM

    ULU ÖNDER BU GÜNÜ TAA O GÜNLERDE GÖRMÜŞTÜ ZATEN O’NUN BÜYÜK YAPAN ÖZELLİKLERİNDEN BİRİDİR BU (İLERİYİ GÖRMEK). HAL BÖYLEYKEN BURUNLARININ UÇLARINI DAHİ GÖRMEKTEN ACİZ HERKESEDİR SÖZÜM ;

    ATAM, SEN RAHAT UYU!!!

    BİZ DAHA ÖLMEDİK ! . .

    BİZLERE MİLYONLARCA HALKIMIZIN KANLARIYLA SULAYARAK BIRAKTIĞINIZ BU VATAN’I HİÇ BİR HAİNE BIRAKMAYACAĞIZ. ELBET HESAPLAŞMA ZAMANI GELECEK!!! İŞTE O ZAMAN HERKES HAKETTİĞİNİ YAŞAYACAK.

     

    ATAM İZİNDEYİM, İZİNDEYİZ!

     

    SEN RAHAT UYU . . . ÇÜNKÜ BİZ BURDAYIZ BIRAKTIĞIN EMANETİ CANIMIZ PAHASINA KORUYACAĞIZ !!!

     

     

     

    Not: Biz Bunları; UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ!..

    NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE !..

    bayrak-ata 

                                han

     

     

     

    March 19

    Düşüş Devam Ediyor Son Sürat ! . . .

    akan sarı yıldızakan sarı yıldız    akan sarı yıldızakan sarı yıldızakan sarı yıldız

    LANET DÜNYA ! . .

    Devam  ediyor iste                                                                                     
    Bitise giden sürüklenis
    Çırpınmak faydasız
    Kayboluyorum dünyadan
    kalp b-k kalp b-kkalp b-kkalp b-k      
    Kayan bir yıldız gibi
    Meçhule düsüyorum
    Sessizce, kimsesizce
    Mum misali eriyorum
    kalp b-k kalp b-kkalp b-kkalp b-k      
    Bir yapragın çaresizliginde
    Rüzgarın önündeyim
    Rüzgar kader
    Bense çaresiz yapragım, sürükleniyorum
    kalp b-k kalp b-kkalp b-kkalp b-k      
    Sessizce gidiyorum dedim
    Bir iz bile kalmayacak bana ait
    Ne bir hatırlayanım
    Ne de yad edenim olmayacak
    kalp b-k kalp b-kkalp b-kkalp b-k      
    Elvedamı desem yoksa
    Kurtuldugum için Ohh mu çeksem
    Su lanet dünyadan bilmem
    Tek bildigim gerçek gidiyor olmam
    kalp b-k kalp b-kkalp b-kkalp b-k      
    Gidiyorum iste gidiyorum senden
    Sana ait herkesten herseyden
    Simdi sevinin istediginiz kadar
    Yakın kınalarınızı durmayın hadi
    Nefret ediyorum senden 
    Senin gibilerden, hepinizden ...

     

                                        kalp b-khan kalp b-k

     

     kan ağlayan gül

             

     

    kalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-kkalp b-k
     
     
    yalnızadamyağm
    March 08

    TEK GERÇEK GERÇEĞİN YALAN OLMASIDIR ! ! !

    GERÇEK , GERÇEK ,  O DA NEYMİŞ Kİ ? BİLEN VAR MI ?

     

     

    Öğrendim ki gerçekten gerçek diye bir şey yok. Yok yok yok. Yok işte.

    Öğrendim ki iyi de yok yeryüzünde, güzellikte, doğruluk ta yok. Bunların hepsi sadece bizlerin yani insanoğlunun kendisini mutlu edebilmek için uydurduğu yalanlardır. İyi,güzel, hoş, mutluluk vs. gibi kavramlar aslında yok.

     

    Sadece acı var yeryüzündeki gerçekler arasında. Acı, Göz yaşı, Mutsuzluk, Karanlık ve YALAN var. Asıl gerçekler bunlardan ibaret.

     

    Mutluluk, iyilik doğruluk gibi kavramları taşıdığını zannedenler  yalnızca Yalandan, acıdan, karanlıktan çok zarar görmemiş insanlardır. Hayatın gerçeğini bi şekilde yaşamamış, görmemiş olanlar kendisini mutlu, şanslı vs. zanneder.

     

     

    İnsandır dünyanın düzeninde ki en önemli faktör. Dünyaya yön veririz, yok ederiz, bir şeyler yapmaya çalışırız bir şekilde ama peki ya insanı yönlendiren şeyler nedir? Zannediyormusunuz ki yeryüzündeki mutsuzluktan, kötülükten, karanlıktan ve YALAN dan insanların suçu yok, bizler sadece bu acı ları yaşamak zorunda olan talihsizleriz.

    H AA YYIIIIRRRRRRRR! 

     

    Var olan bütün bu gerçeklerin yaratıcıları biziz. Evet biz insanlar.

     

     

    Yalan bizim, Acı vermek, Mutsuz etmek, Üzmek, Kırmak, Yıkmak, Yakmak, . . . daha binlercesini sayabilirim ama zaten bunu herkes yapabilir.

     

    Hayat Gerçekten Güzel Değil ama ya.

     

    Cidden boş boş boş bir sahne, ve bu sahnede yönetmenlik yapan bazı insanların ellerindeki kuklalarız. Onlar nereye yönlendiriyorsa masum olan insancıklarda onu yapıyor.

     

    İyi insan yoktur, masum insan vardır .  Masum insan vardır . Birde ZALİM insan vardır.

     

    Kısacası ikiye ayrılır insanlar. Masumlar ve Zalimler diye….

     

    Acı çeken, Kandırılan, Aldanan, Saf düşünen, Art niyetsiz olan benim gibi insanlar, (Bunları söyleyerek kendimi övmüyorum bilakis nefret ediyorum bu özelliklerden çünkü bu huylar yüzünden hep av ben ve benim gibiler oluyor. Salağız işte kısaca bu özelliklerde olan insancıklara kısaca salak diyorum ben.) vardır,  

     

    Birde  güçlü, Kurnaz, Adi, Düzembaz, Hain, Art Niyetli, Aldatan, Kandıran kısacası YALANCI insanlar vardır.

     

    Tıpkı benim karşıma sürekli çıkan, her birinin benden bir parça kopardığı, beni yakan,yıkan, Üzen ,  altadat ve YALANLARIYLA  beni tüketen insanlar gibi.

     

    Ama kızmıyorum hiç kimseye , çünkü dünyanın devamı buna bağlı, 

    Masum insan olmalı ki, Zalim de olsun. Vs vs vs .

     

    Siz zalimlerden olmayın tamam mı. Bir gün yalnız kaldığınız sakin bi ortamda hayal kayığınıza uzanın ve kendinizi kimseyle iletişim kuramayacağınız geçmiş okyanusunuza doğru  bırakın. Bırakın bakalım içinizdeki dalgalar sizi nerelere, nelere götürecek.

    Eğer MASUM lardansanız yaşadıklarınız içinize sığmayacak ve sizin olan hayal okyanusunuzda fırtınaların  kopmasına neden olacak .

     

    İşte kurtuluşunuz o fırtınada . EĞER Kİ o fırtınada çıkan enerjinizi doğru kullanıp yönlendirebilirseniz o zamandan sonra hiçbir ZALİM e yenik düşmezsiniz.  Ve hatta o güne kadar size yapmadığını bırakmayan Bütün ZALİM leden size yaptıklarının (size ve hayatınıza)  hesabını  sorabilecek kadar güçlü olursunuz . . .

     

    TEK GERÇEK GERÇEĞİN, YALAN OLMASIDIR !!!

     

    SİZ ZALİMLER DEN OLMAYINIZ !!!

     

    MASUM OLMAK ARTIK SALAK LIK OLMASIN !!!

     

    MASUMİYETİNİZİ KAYBETMEMENİZ DİLEKLERİMLE !!!

                                                         

                                                                                                          han

     

     

    İşte bu şiir de benim halimi çok güzel özetliyor .  .  .

     

    Evvelim Sen Oldun …

    han'ın kırık  kalbi  

     

     

     

    Cahildim dünyanın rengine kandım

    Hayale aldandım boşuna yandım

     

    Seni ilelebet benimsin sandım

     

     

     

     

     

    Ölürüm sevdiğim zehirim sensin

     

    Evvelim sen oldun ahirim sensin

     

     

     

     

     

    Sözüm yok şu benden kırıldığına

     

    İdip başka dala sarıldığıma

     

    Gönülüm inanmıyor ayrıldığına

     

     

     

     

     

    Gözyaşım sen oldun kahirim sensin

    Evvelim sen oldun ahirim sensin

     

     

     

     

     

    Garibim can yıkıp gönül kırmadım

    Senden ayrı ben bir mekan kurmadım

    Daha bir gönüle ikrar vermedim

     

     

     

     

     

    Batınım sen oldun zahirim sensin

    Evvelim sen oldun ahirim sensin

     

     

     

    yalnızadamyağm

    yamurnm1[1]

    January 31

    HAN dünya ya küstü bu gün . . .

    ÇARESİZLİK  ! . .

     

    ZERRESİ KALMADI İÇİMDE MUTLULUĞUN

    KIRILDI BÜTÜN DALLAR ELİMİ UZATTIĞIM

    ŞANSIZLIK DEĞİL LANET BU BENDEKİ TALİH

    KALMADI YAZIK BİR DAMLASI MUTLULUĞUN

     

    krk_kalp_resimleri[1]    krk_kalp_resimleri[1]     krk_kalp_resimleri[1]

     

    İÇİMDE YİNE KARANLIK YİNE UMUTSUZLUK

    YİNE ACI DOLU GÖZYAŞLARIM KALDI

    DUDAĞIMDA SÖYLEYEMEDİĞİM,

    SÖYLEMEKTEN KORKTUĞUM MASUM BİR KAÇ DİLEK

    İSTESEMDE NAFİLE BU ŞANS VARKEN BENDE

    SÖYLESEMDE ZATEN GERÇEKLEŞMEYECEK ! . .

     

    krk_kalp_resimleri[1]     krk_kalp_resimleri[1]      krk_kalp_resimleri[1]

     

    ZERRESİ KALMADI İÇİMDE YAŞAMA ARZUSUNUN

    YİNE GÖZLERİMDE YAŞ, KALBİMDE UMUTSUZLUK

    YALNIZLIĞIN VERDİĞİ DAYANILMAZ ZULÜM VAR

    YÜREĞİMDE .

    GELMİYOR ELİMDEN HİÇ BİR ŞEY,

    NAFİLE NE YAPAYIM? OLMUYOR ,

    MUTLULUK İSTEMİYOR BENİ, BENDEN KAÇIYOR

    BEN İSTESEM DE,

    KADERİM KİMSESİZLİK !

    BEN İSTESEM DE,

    İŞTE BUNUN ADI  

    ç A R E S İ Z L İ K  !  .  .  

                                      

                      krk_kalp_resimleri[1] HAN  krk_kalp_resimleri[1]

    4868cr9[1]

    tropical_moon[1]

    themoonandmebypincel3dpd6[1]

    T Ü R K İ Y E B İ Z İ M ! . .

     

    bayrak              bayrak                 bayrak              

    Yıl
    2020

    kızım 18,

    ben 47 yaşındayım

     

     

        bayrak2   

     

    'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda
    Ay-yıldız varmış neden


    şimdi
    haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?

     

                2 arkadaş okulda tavan arasında eski
    bir atlas bulmuştuk, o atlasta



    gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye
    toprağı imiş, şimdi neden



    o
    haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?


     

     

                 Eskiden her mahallede 1–2 cami varken,
    şimdi neden her ilde bir cami


    var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey
    varmış, günde 5 defa


    camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?

     

                                           

                       

     

     


    boğaz  

                 Filistinlilerin zamanında topraklarını
    parça parça satarak İsrail'in


     kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde
    okumadınız da, topraklarımızı


    sattırıp
    şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz? Siz atalarınızdan böyle mi
    aldınız bu
    toprakları?
    emaneti böyle mi korudunuz? Günden güne topraklarımız satılırken

    siz
    uyuyor muydunuz baba?


     

     Baba küçükken herkesin beni Ayşegül diye çağırdığını hatırlar gibiyim

    şimdi neden bana Angel diyorlar, beni kulağıma
    Angel ismini ezanla sen mi 

    SÖYLEDİN?


      Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her
    gün bize  hakaret  ederek  ve  sizi  her  gördükleri ye! rde coplayarak
    demokrasi! mi
    getirdiler
    baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğretiler sanki



     



              
      Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan. Biz
    Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317
    şehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmış. Neden şimdi oraya kürdistan
    diyorlar baba. Baba hani sizlere
    kürtlerle
    Türkler kardeştir demişler, peki kardeşlerim neden bizi öldürüp
    ülkemizde ayrı
    devlet kurdular.



     


              
      Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmişti. O her kimse
    1933'te Bursa'da bir nutuk vermiş, ben şimdi bile ne kastettiğini
    anlayabiliyorken, sizin
    gençliğiniz
    bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız?


     

               
    Şimdiki kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye'de askerimizin başına
    çuval

    geçirmişler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba? Neden

    hesap
    sormadınız? Bunları görmezden gelen yöneticilerinize?


     

              
      O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmış ve sizi hain
    yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç
    olduğun kudret
    damarlarındaki
    asil kanda mevcuttur' demiş. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi
    bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız
    ?

      



               
    Baba Türkiyeli ne demek? Biz Türk çocuğu değil miyiz? Soyumuz belli
    değil mi
    bizim?
    O kitapta okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben
    neden
    mutlu değilim? Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden

    söylerdiniz?


     

              
      Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız. Kitaba göre
    dünyanın gördüğü
    en
    şanlı savaşmış ve o savaşta 4 milyon şehit vermişiz. Madem bu vatandan
    bu kadar kolay
    vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz?
     

     

    ata

     



              
      Hiç mi kitap okumadınız? Hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi
    göremediniz ülkemizin

    peşkeş
    çekildiğini? eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde
    oturduysanız
    sizin
    o hainlerden ne farkınız kaldı? Allah'ın huzuruna hangi yüzle

    çıkacaksınız baba. 'Vatan
    sevgisi imandandır' diye  bir  hadis varken  hadi  diyelim  ki 
    Türklüğünüzden
     vazgeçtiniz
    bari İslam'ın emrine uysaydınız.



     

              
      Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşı'mız
    varmış. O marşı
    yanlızca
    körü körüne mi ezberlediniz? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış,
    demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön'. Baba ne zaman

    titreyeceksiniz? Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan
    13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi.



     


     


              
      Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.'Ya devlet
    başa, ya
    kuzgun
    leşe' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir Şehit Şahin, bir Sütçü İmam yok
    muydu aranızda?
    Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize!



     

              
      Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba. Türklüğünüzden
    utanmadınız hiç
    olmazsa
    insanlığınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan
    kayarken
    hiç
    olmazsa ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?

     

     

     çocuk bayrak 

     istiklal cami bayr

     

     

     

     

     

    HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM ŞEHiT

    BUNLARIN SEBEBİ BİR İT OĞLU İT

    UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN

    OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN

     



    PKK'YA KARŞI BİR DAMLA BİLE OLSA DÜŞMANLIĞIN VARSA BU
    MESAJI HERKESE İLET

    Savaş resmen başlamış
    bulunmaktadır!!!  Hala boğazından coca-cola geçebiliyorsa
    hala mcdonald s ta hamburger
    yiyebiliyosan hala marlboro içiyosan!! 
    Lanet et kendine! Kökenin ne olursa olsun ŞEHİTLERİMiZE üzülüyorsan
    Amerika ya para verip pkk'ya silah yollamalarına izin verme!!! Toplu
    boykot hareketi zamanı  hepimiz birlik olalım!!! Eğer  biraz vatanını
    seviyorsan şehitlerimiz için SESSİZ KALMA!!!

    H  A  N

     bayrak  yıldız  bayrak

     

    January 25

    oyun . . .

    krk_kalp_resimleri               krk_kalp_resimleri                 krk_kalp_resimleri

         Yaralıdır Kalp . . .

     

    Bir damla umut istiyorum yalnızca,

    Yetmiyor bu eğreti mutluluklar bana.

    Rol yapmadan kendimi, zorlamadan

    Gülmek, mutlu olmak istiyorum şöyle doyasıya! . . .

     

     krk_kalp_resimleri              krk_kalp_resimleri   

    Sabahındayken daha günün,

    İstemiyorum güneşin batışı görmek,

    Hani her yeni gün yeni umut diyorlar,

    Bende ise her gün yeni karanlık demek.

     

     krk_kalp_resimleri                 krk_kalp_resimleri

    Her insanın bi çocuk vardır içinde hani,

    İşte içimdeki çocuğun katilidir kaderim.

    Tüm güzelliklerimi insafsızca aldı benden,

    Bana kalan acı,gözyaşı, hüzün ve hüsran . . .

     

     krk_kalp_resimleri                 krk_kalp_resimleri

    Çiçekleri soldu gönül bahçemin,

    Yitirdi benliğimi içimdeki tin.

    Tüm bu olanlardan sonra benden bana

    Geriye kalan; acıyla sızlayan,

    Yaralı bir kalp oldu şimdi . . .

     

                                                         han

     

    3_boyutlu_kalp_resimi

    kalp sahil

    kalp2

    kırkkalp

    January 24

    Anlamlı . . .

     

    Her dostluğun bir çıkarı

     

    Gömülü sahte yüzlerde,

     

    Dünya menfaat dünyası

     

    Yalancı gülen gözler de .

     

     

     

     

    Yine de sakın pes etme

     

    Her zaman umut et bekle,

     

    Mutluluğun mum ışığı

     

    Sönmesin hep gözlerinde . . .                                               

     

      

                                                      han

     

    yal

     

    January 23

    benim dünyam da . . .

    benim dünyam . . . 
    kıyısındayım uçurumun
    yok ki tutan ellerimi
    ne bir sebep ne bir umut
    boşluktayım zaten
    bıktım bu boşlukta 
    asılı kalmaktan   
    işte atıyorum kendimi
    usandım ağlamaktan
    hayat gene oynuyor
    küçük bir çocuk gibi 
    gülerek benimle
    bense sessiz bir oyuncak
    çaresiz hayatı eğlendiriyorum
    kıyısındayım uçurumun 
    dayanılmaz zulüm müş 
    bu yalnızlık 
    sözlerin bittiği yerde başlıyor 
    anlamların manasızlaştığı yerde hayatım
    kifayetsiz herşey boş 
    her şey anlamsız
    her şey saçma sapan benim dünyamda
    uçamaz benim kuşlarım
    çünkü kanatsız
    gökyüzü mavi değil 
    kapkara bir dumandır
    güneş yerine zemheridir mevsimi 4 zamanda
    ilkbahar, yaz, sonbahar, kış geçerken mevsimler
    ben de ise  hep;
    KIŞ, KIŞ, KIŞ ve yine  K I Ş . . . 

     

                                                              han

     

    ucurum

     

     

    ucurum2

     
    int
    January 18

    Sen Gittin Ya . . .

    GÖZYAŞLARIMDA BOĞULSUN DÜNYA ! . .

     

     

    Sana Ağlıyorum

     

    İnan!

     

    Gözyaşlarımda Boğacağım Kendimi Bu Gece

     

    Manasız Artık

     

    Boşadır!

     

    Teselli Vermeye Gücü Yetmez ki Hiçbir Şeyin ,

     

    Sustum, Bir Tek Kelime

     

    Bulamadım Söyleyecek.

     

    Ardından Öyle

     

    Bakakaldım Sessizce.

     

    Oysa ki;

     

    Ne Çok Şey Vardı diyecek,

     

    Oysa ki;

     

    Ölümden Acıydı Gidişini İzlemek . . .

     

    Kopsun Artık Fırtınalar

     

    Vursun Dalgalar Sığmasın Okyanuslarına .

     

    Yağsın Yağmurlar

     

    Bardaktan Boşalırcasına

     

    Kasıp Kavursun Her Şeyi Rüzgar

     

    SEN Yoksun Artık

     

    Gittin Ya Beni Bırakıp

     

    Ardına Son Kez Olsun Bakmadan!

     

    Boğulsun Tüm Dünya Gözyaşlarımda

     

    Madem ki SEN yoksun

     

    Neye Yarar Bu Dünya?

     

                                                                 han

    yalnızlık 3

    yalnızlık

    yalizlik 2

     

                                                         han

    A ş k . . .

    AŞK

     

     

    Aşk tır uğruna her yolları

     

     

    Sormazlar, nedeni var.

     

     

    Gülü seven dikeni olur,

     

     

    Birini S E V M E  !  Hor görülürsün.

     

     

    Anlamıyorum bu dünya nasıl yaşanır,

     

     

    Yaşanır yaşanmasına da kör, sağır, ailesiz yaşanır

     

     

    Ama A Ş K sız asla yaşanmaz . . .

     

     

                                                                            han

     

    00026gul

    January 17

    Gökyüzü nün İsyanı ! . .

    GÖKYÜZÜ NÜN  İSYANI ! . .

     

     

    Bütün aşk şairlerinin okusan da şiirlerini

     

     

    İstersen bin defa sevdiğinden ayrıl!

     

     

    Kaybetsende canın kadar sevdiklerini,

     

     

    Gece gündüz yağdırsan da yağmurlarını,

     

     

    Denizler gibi içine döksen de dalgalarını,

     

     

    İSYAN ETME !   G Ö K Y Ü Z Ü , 

                                        

                                

    Benim kadar A Ğ L A Y A M A Z S I N ! . .

                  

             

                                                   han

     

    fırtına2fırtınalightning_15şimşek

     

    yüz yüze

                                   

     

                                    Anladım ki;

     

          Bir insanla sürekli yüz yüze bakabilmek istiyorsan,

     

                                 Hiçbir koşulda,

      

                                        Asla,

      

                          Sırtını dönmemelisin! . .

     

                            Bir kere bile olsa . . .

                        

                                                                                      

                                                      han

     

                        

    susmalıyım diyordum . . .

            SUSMALIYIM DİYORDUM

    Sen Benim Herşeyimsin Helalimsin-Köşedeki Gölge

     

    Kırmızı olmalıydı, koyu kırmızı
    her zaman dikkat çekmeli, göz alıcı olmalıydı

    Heyecan duyacaksın bana baktığında,
    o gizemli çiçek gibi,
    doğan her yeni güneşin ardından yine aynı renginle açmalısın bana ,
    bende alevlerimde her  güzel gecenin sonrasında eriteceğim seni
    dişiliğin doruğundayken lacivert denizlere açılasın gelecek, boğulacaksın
    çünkü kullanacak kelime bulamayacaksın.

    Ve denizin o mavi rengi,

    dalgalar birbirleriyle sevişir, martılar şahitlik eder,
    yeryüzüne düşen her damla onların aşkının bir simgesi, kelepçesidir.

    Ama bu başka bir şey olmalıydı,
    böylesine derin bir haz veremezdi bedenler birbirlerine,
    yoksa dalgalar sıkılırlardı.
    Gökyüzü ne renkse mavi parıltılarda o renkle simleniyordu,
    bu bir bağlılıktı, bu birbirini sevmeydi.

    Susmalıyım diyordum,
    susmalıyız, bize dokunmamaları için,
    belki de sadece yüreğimizle konuşmalı, gözlerimizle duymalıyız.

    Kelimelerin yetmediği yerde bedenimi sokmalıydım yaşamına ,
    yaşamımın sebebine,
    yetmeliydim ona...

    Ezanlar haykırırken,
    insanların kendilerince ahkâm kesmeye çalıştıkları bu yeryüzünden,
    meleklerin dokunuşuyla ayrılıp, ibadete dalmalıyım, çok derinlere
    ve ruhum bedenimden ayrılmalı bir müddet,
    görmeli okyanuslardaki şiddetli fırtınaları
    ya da;
    Afrika’nın kızgın kumlarını,
    ya da;
    ılık rüzgârında kız kulesini izleyen eslerini İstanbul’un...

    Görmeli ki

    Daha da olgunlaşsın bedenime sığmayacak olan ruhum,
    sevmek lazımdı;
    tren yolculuğu misali;

    Aşığına sarılıp seyir halinde dünyayı;
    en çılgınından, en mantıklısından,

    en tutkulusundan, en masumundan,

     Bazen de yalanından yaşamalıydı ve hızlısından...

    Hayat lazımdı bana,
    sevimli sevimsiz bir sürü yaşanmışlıklar,
    onları da tanımalıyım,
    tanımalıyım ki hiçbir şey yabancı gelmesin
    ve ruhum tekrar döndüğünde
    gözlerini iyi açmalı, yüreğini sıkı kapamalıydı
    sadece istediğini yapmalıydı...

    Hayal Gözler Haram Gözler CYLN

    han

     

    önce sen gel, sonra . . .

    ÖNCE SEN GEL SONRA ÖLÜM GELSİN

    Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes...

    "Üşüme" diye seslenmeni isterdim...

    Bir el olmanı isterdim, bir kol...

    "Özledim" deyip sarılmanı...

    En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim.

    Kınalı bir bahar gibi,

    umut ışığı olmanı isterdim hayatıma...

    Gelseydin ve yaslasaydım başımı omzuna,

    ağlasaydım doya doya ...

    Geçerdi üşümesi yüreğimin,

    geçerdi üşümesi içimin,

    Kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı

    Biliyorum...

    Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak,

    Saçlarının kokusundan öpmek,

    İçime çekmek ve serin soluğundan içmek,

    Sana sarılmak, kucaklamak,
    uçmak isterdim.

    Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı...

    Bütün dallar kesik...

    Yokluğun buz gibi soğuk...

    Üşüyorum...

    Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde...
    Ateşler içinde bedenim...

    Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artik.
    Bütün uzuvlarım uyuşmuş.

    Ezip geçiyor ruhumu acılar...

    Yoksun işte,

    kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi.

    Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde,

    Ağrılı şiirler topluyorum gecelere simdi...
    Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır;

    Yakmaktır yüreğini yangınlarda.

    Ama ben üşüyorum.

    Yokluğunsa buz gibi soğuk.

    Yakacak bir şeyimde yok.
    Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım.

    Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara.

    Bakakalıyorum ardından çaresiz.

    Ah! Bir el olsan dokunsan alnıma,

    okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle..
    Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum...

    Bir gül olsaydın bahçemde,

    Koklasaydım nefes nefes,

    çekseydim içime derin derin...

    Bir göz olup baksaydın gözlerime,

    çekip alsaydın içindeki hüznü...

    Ah! Bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim,

    Nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik,

    Kapımdaki akasya...

    Susuyorum artık derin derin...

    Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi...

    Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya,

    anlatmaya anlaşılmaya...

    Oysa ne çok istiyorum,

    Tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı,

    Hicranımı bir tılsımla...
    Yüreğim kan revan, dikenler acımasız,

    Ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara,

    Menzil uzak...

    Gel. Yüreğim ol seher gülüm,

    Her ölümümde bana yeniden hayat ver.

    Elim ol, ayağım ol, canım ol...

    Gecem - gündüzüm ol...

    Ağlayan gözlerim ol

    Her damlada yeniden doğur beni,

    yeniden doğur umudumu.

    Her öldüğümde yeniden yarat ki,

    seni ne kadar özlediğimi anlatayım

    Yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara,

    Ne kadar çok sevdiğimi...

    Önce sen gel sevgilim solmadan resimler,

    şiirler sislenmeden...

     İslenmeden geceler...

    Sonra ölüm gelsin...

    Yoksun işte,

    Kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.

     

    han

     

     Image Hosted by ImageShack.us

     

    kar yağsa . . .

    KAR YAĞSA BUGÜN TÜM AŞKLARA

    Kar Yağsa Bugün Tüm Aşklara.

    El  Ele Tutuşsa Tüm Sevdalılar ..

    Ruhlar Bütünleşse Birbirleriyle;

    Ağaçların Üzerinde El Ele Tutuşan

    Buz Damlaları Gibi..

     

    Bunalan Tüm Aşklar Uçuşsa Gökyüzünde

    Gökyüzünde Sonsuzluğa Yelken Açar Gibi

    Kardan Korkan Korkaklar Gibi..

    Uzaklaşsa Tüm Düşmanları Aşkın...

    Özgür Kılsa Tüm Aşkları

    Tıpkı Kendi Gibi

     O Minik Yıldız Taneciklerine Yüklense

    Tüm Aşıkların Günahları..

    Temiz, Tertemiz Olsa Tüm Âşıklar.

    Tıpkı Kar Tanelerinin Masumiyeti Gibi

     

    Silip Süpürse Tüm Ümitsizlikleri,

    Yoklukları, Hasretleri

    Kaplasa Üzerini

    Kalın Beyaz Bir Örtüyle Tüm Acıların;

    Tıpkı Evreni Kapladığı Gibi

    Beyaza Boyasa Tüm Siyahları Yüreklerdeki..

     

    Nasıl Öpüyorsa

    Sevdalı Bir Dudağı Ücra Bir Köşede

     Öyle Öpse Dünyanın Öbür Ucundaki Sevgiliyi.

    Camları Buğulandırırken Nazlı Endamıyla

    Silse Gözlerdeki Buğuyu Tüm Saflığıyla

     

    Kar Yağsa Bugün Tüm Aşklara..

    İlk Defa Güneşin Sarı Kolları

    Kucaklamasın Sevgilerini 

    Dualar Etse Sevgililer ve Kabul Olsa

    Erimesin Hiç Aşklarının Üzerinden Diye

     Kalsa Bembeyaz Bir Düş Gibi.

    Işık Değil Ask Isıtsa Sevgilerini...

     

    Kar Yağsa Bugün Tüm Aşklara.

    Zamansız Bir Zamanda

    Ertelememeyi Öğretse Sevdalılara.

    Kar İzlemek İçin Beklenmez;

    Siz Beklerken

    Lapa-Lapa Yağan Tanecikler Bir Anda Diner..

     Öyledir Aşkta,

    Bekletmeye Gelmez Küser Gider

    Uçsuz Bucaksızlığın Sihirli Âlemine Kapılan

    Tüm Âşıkların Dilindeki Kilitler Çözülse...

    (Aaah Bir Çözülse Kilitli Bırakanlara)

     

    İçinde Buz Olmasa Âşıkların Hüzünleri

    Kar Olup Yağsa Sevdalılarının Üzerine.

    Kapatsa Gözlerini Tüm Sevenler Yıldız Yıldız,

    Bembeyaz Düşlerle Kar Yağsa

    Tek Bir Kez Olsa da Tüm Âşıkların Yüreğine

     

     Aynı Anda Aynı Kardan Aşkı Yaratsalar

    Tipiye Dönen  Yüreklerden.

     

    (han)