runo's profilehan ' ın mekanı -- han '...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
han ' ın mekanı -- han ' s place |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
May 02 herkes, birisi, herhangi biri ve hiçkimse . . .Herkes, Birisi, Herhangi Biri ve Hiç kimse . . . Herkes, Birisi, Herhangi Biri ve Hiç Kimse birlikte yola çıktılar. Yapılması gereken önemli bir iş vardı ... Herkes, Biri’nin bu işi yapacağından emindi. Ama Hiç Kimse yapmadı... Birisi bu duruma çok öfkelendi. Çünkü o iş Herkes’in işiydi. Herkes, Herhangi Biri’nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu. Ama Hiç Kimse, Herkes’in işi yapamayacağının farkında değildi. Sonunda; han April 22 the sharks - köpekbalıkları . . .KÖPEK BALIKLARI HAKKINDA . . .
Pek çok kimsenin denizde en çok korktuğu, hatta bu yüzden denize giremediği hayvan, kuşkusuz köpekbalığı. Aslında insanlar için daha tehlikeli olabilecek hayvanlar varken, köpekbalığından bu kadar korkulmasının nedenleri ne olabilir? Neden bu hayvan bu denli ilgi çekici? Köpekbalığı gerçekten anlatıldığı gibi, kusursuz bir yırtıcı ya da yok edici mi? İnsanlara neden saldırıyor? Tüm bu ve buna benzer soruların yanıtlarını bu hayvanın evrimsel geçmişine, biyolojisine, köpekbalıklarına bakış açılarımıza ve onlarla olan ilişkilerimize bakarak değerlendirmek gerekir.
Köpekbalıkları, efsaneler, abartılı öyküler, haberler, korku filmleri aracılığıyla denizlerdeki korkunun temsilcileri olmuş. Ancak kötü şöhretlerine karşın insanlarla olan ilişkilerine bakıldığında, bu canlılara haksızlık edildiği açık. İnsanlar için potansiyel bir tehlike oluşturan bazı köpekbalığı türleri füze biçimli bedenleri, kocaman ağızları içindeki keskin dişleri ve meşhur sırt yüzgeçleriyle etrafa dehşet saçan, denizde insan kanına susamış canlılar olarak zihinlere yerleşmiş. Konuya ilişkin bilgisi oldukça az olan insanlarda bir köpekbalığı fobisi oluşmuş. Oysa, bu fikrin yanlışlığı biraz düşünüldüğünde kendiliğinden ortaya çıkmakta. Öyle ki, bırakın insanları memelilerin daha yeryüzünde yaşamadığı 350 milyon yıl kadar önce ilk türleri ortaya çıkan köpekbalıklarının doğal kurbanlarının insan olması mümkün değil.
Evrimsel Geçmiş
Kökenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bu hayvanların fosillerine Devoniyen dönemlerde rastlanır (395-345 milyon yıl önce). Bulunan en eski köpekbalığı fosili Orta Devoniyen'e aittir. Bu dönemden sonra gelen Karbonifer'de (345-280 milyon yıl önce) havanın ısınarak kuzey ve güney kutup bölgelerinin daralmasıyla, köpekbalıklarının denizlerde baskın tür konumuna geçtikleri düşünülüyor. Günümüz köpekbalıklarıysa Jura döneminin başında (190-136 myö) ortaya çıkmış. Krae-tase döneminde de (136-65 myö) varlığını günümüze değin sürdüren aileler ortaya çıkmış. Beslenme ve yüzme sistemlerindeki değişimler dışında köpekbalıklarının vücut yapıları evrim sürecinde çok az değişikliğe uğramış.
Köpekbalıkları, omurgalı hayvanların kıkırdaklı balıklar sınıfından olan canlılar. Vücut yapılarında kemik bulunmaz. Tümüyle kıkırdaktan oluşan bu yapı nedeniyle sualtında oldukça kıvrak hareket edebilirler. En büyük dezavantajları, kemikli balıklarda bulunan ve su içinde dengede kalmalarını sağlayan "yüzme keselerinin" olmayışı. Yüzmeyi bıraktıkları anda, ağır bir metal parçası gibi dibe çökerler. Yani, sürekli hareket etmek zorundadırlar. Yüzme keselerinin olmaması, su içinde dikey yönde oldukça hızlı hareket edebilmelerini sağlar. Ayrıca, bu hayvanlarda vücudun yaklaşık %20-30'u karaciğerden oluşur. Bu çok yağlı karaciğerler, köpekbalıklarına pozitif bir yüzerlilik kazandırır. Ancak karaciğerinin günümüzde kozmetik malzeme ve ilaç yapımında kullanılması, hayvanın çok fazla miktarda avlanmasına ve birçok türün soyunun tehlike altına girmesine neden olmuş.
Dünya denizlerinde bugün 350 köpekbalığı türü yaşamakta. 10 türse, saldırı olaylarından sorumlu tutuluyor. Türkiye denizlerinde ise 27 kadar köpekbalığı türü yaşıyor ve bunlar içinde tehlikeli olabilecek 8 tür var.
En büyük tür yaklaşık 20 metrelik uzunluğuyla balina köpekbalığı (Rhincodon typus), en küçüğüyse 20 cm'lik cüce kedibalığı (Etmopterus perryi). Balina köpekbalıkları dışındaki türlerin hepsi etçil. Balina köpekbalığıysa dev cüsselerine yalnızca karşın planktonlarla (mikroskopik canlılar) beslenirler. En büyük etçilse 7.2 metrelik boyuyla "büyük beyaz" olarak bilinen Carcharodon carcharias'tır. Ancak türlerin çoğu oldukça küçük boylu olup tehlike yaratabilecek herhangi bir organları yoktur ve insanlara potansiyel bir tehlike kaynağı olamayacak kadar derinlerde yaşarlar.
Köpekbalıklarının doğal besinleri arasında büyük balıklar, bazı deniz memelileri, büyük mürekkep balıkları ve diğer köpekbalıkları yer alır. Üreme sistemlerine baktığımızda, dişi bireylerle erkek bireyler aşağı yukarı birbirlerine benzerler. Bu hayvanlar genelde derin sularda yaşadıklarından ve akvaryumda yaşatılmaları zor olduğundan, çiftleşme davranışları iyi araştırılmış değil. Köpekbalıkları üç farklı şekilde ürerler. Bazıları diğer balıklarda olduğu gibi döllenmiş yumurtayı dışarıya bırakırlar (ovipar); bazıları yavrularını vücut içinde taşır ve bizdeki göbek bağına benzeyen bir organ aracılığıyla besler (vivipar); bazılarıysa döllenmiş olan yumurtayı vücut içinde tutar ama herhangi bir şekilde yavru beslenmez ve gelişimini tamamlayınca dışarıya bırakılır (ovovivipar). Gebelik süreleri 9 ile 24 ay arasında değişir. Bir defada en az l en çok 100 yavru doğurabilirler.
Köpekbalıklarının milyonlarca yıldır hayatta kalmalarının sebeplerinden biri de diş ve çene yapıları. Dişler alt ve üst çenede 4 ya da 5 sıra halinde dizilir ve sayıları türlere göre değişir. Bu dişlerin hemen arkasındaysa "yedek dişler" diyebileceğimiz dişler bulunur. Beslenme sırasında hayvanın dişleri kırıldığında yerini bu dişler alır. Bu hızlı değişim birkaç günle birkaç haftada olabilir.
Köpekbalıklarının diğer canlılara üstünlük sağlamalarına yarayan bir başka özellikleriyse duyu organları. Koku alma ve işitme duyuları iyi gelişmiştir. Kan kokusunu 3 km uzaktan alabilirler. Çok küçük sesleri duyabilir ve geldiği yönü tayin edebilirler (insan sualtında sesi duyar ama geldiği yönü tayin edemez). Görme duyuları pek gelişmemiştir. Zaten genelde derin sularda yaşadıkları için, görme duyularını pek kullanmazlar. Vücutlarının yan tarafında bir çizgi şeklinde bulunan ve "yanal organ" denen duyu organlarıyla manyetik alanları algılayabilir, yön tayini yapabilir (özellikle bulanık suda) ya da yaralı bir balığın çıkardığı titreşimleri saptayabilirler.
Köpekbalıklarının en önemli duyu organıysa "Lorenzini ampulleri" denen elektroreseptör hücreleridir. Vücudun baş kısmında bulunan ve l mm'lik kanallarla dışarıya açılan yapılardır. Elektriksel uyartılara karşı oldukça hassas.
Bu kadar hassas duyu organlarına sahip bir canlı için av bulmak ve onu avlamak çok güç olmasa gerek. Avlanmada ilk uyarılan koku alma ve işitme duyularıdır. Harekete geçen hayvan ava yaklaştıkça görme duyusu devreye girer. Avı bulduğunda etrafında daireler çizmeye başlar. Bir müddet sonra bu daireler küçülmeye ve çapraz geçişler yapmaya başlar. İyice yaklaştığında gözleri geriye doğru kayar ve özel bir kapakla kapanır (parçalama sırasında koruma amaçlı). Bu andan sonra artık devrede sadece elektroreseptör organları çalışmaktadır ve hayvan elektrik yayan her şeye saldırır. Ağız açıldığında alt çene dışarıya doğru çıkar ve avını yakalayan hayvan üst çenesiyle avını tutar. Alt çeneyle de parçalar. Bu arada kazayla parçalanan kendi türlerini dahi yiyebilirler. Tek tek avlandıkları gibi, grup halinde de avlanabilirler. Uzmanlar dalarken ya da yüzerken saldırgan tek bir birey görüldüğünde korkulacak bir durum olmadığını ama sürüyle karşılaşıldığında durumun pek güvenilir sayılamayacağını söylüyorlar.
Bu hayvanların yüzmedikleri zaman battıklarını söylemiştik bu nedenle genel olarak deniz tabanı (özellikle kumlu, çamurlu yerler) ve ona yakın yerlerde yaşarlar. Beslenme amacıyla su yüzeyine çıktıkları da olur. Özellikle de sardalye ve orkinosları kovalarken. Ender olarak kıyı ve limanlara girerler.
Kuzey yarımkürede yaşayan köpekbalıklarının neden olduğu saldırma olayları yok denecek kadar az. Akdeniz, Ege ve Marmara Denizinde yaşayanların insanlara hiç saldırmadıkları kabul edilir. Bu durumda sahillerde tehlike yok gibi. Bununla birlikte, açık denizde yüzmek ya da derin su dalışları yapmak her zaman beraberinde belli bir risk getirir. Yine de istatistiklere bakılacak olursa köpekbalığı fobisi için bir neden yok. Köpekbalığı saldırıları en çok Avustralya'da görülüyor ama burada da arı sokmasıyla ölenler köpekbalığı saldırılarından ölenlerden 100 kat daha fazla. Boğulma sonucu ölenlerin sayısıysa 1000 kat fazla. Güney Afrika'da son 35 yıl içerisinde en çok saldırıya sörfçüler ve zıpkıncılar maruz kalmış; bu arada yalnızca bir dalgıç ciddi biçimde yaralanmış. Akdeniz sularındaki köpekbalığı saldırılarına ait bilimsel raporlar incelenecek olursa 1863-1961 yılları arasındaki yaklaşık 100 yıllık sürede sadece 18 saldırı olayının gerçekleşmiş olduğu görülür. 1960'lı yıllardan sonra Akdeniz'deki bu tip olaylara ait raporların bilimsel yayınlarda yer almadığı gözleniyor. Saldırı olaylarındaki en yüksek sayıya İtalya kıyılarında rastlanmış (5 saldırı). Bunu Yunanistan (4), Mısır (3), Yugoslavya (3), Malta (1), Fransa (1) ve Kuzey Afrika kıyılarındaki belirsiz bir bölge (1) izliyor.
Köpekbalıkları hastalıklara karşı oldukça dirençliler. Bunun nedenlerinden birisi son derece güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları. Bu sayede kansere de yakalanmazlar. Köpekbalığı kıkırdağı, hastalıkla savaşmak için bağışıklık sistemini canlandıran belirli proteinler içerir. Yapılan çalışmalarda köpekbalığı kıkırdağının, tümörler için gerekli olan yeni kan damarı oluşumunu memelilerdekine göre çok daha etkin biçimde baskıladığı ortaya çıkmış bulunuyor. Çalışmalar köpekbalığının kıkırdağındaki aktif maddenin direkt tümöre etkili olmadığını, ancak yeni kılcal damarlarla beslenmesini ve büyümesini durdurabileceğini gösteriyor. Bunun yanında köpekbalıkları antikorlarının (savunma hücreleri), insanınkilerin yarısı büyüklüğünde olmalarının, dokulara kolaylıkla nüfuz edebilmelerini ve zararlı oluşumları önlemelerini sağladığı düşünülüyor.
Ekonomik önemi
Köpekbalıklarının çok az bir kısmının eti yenebiliyor. Bazı köpekbalıklarının yüzgeçlerinin kaynatılmasından elde edilen jel, çorbalara tat ve kıvam vermede kullanılıyor. Karaciğerlerinden çıkarılan yağ zengin A vitamini içerdiği için besin olarak değerlendiriliyor. Bu aynı zamanda kıkırdağıyla beraber ilaç yapımında kullanılıyor.
Tüm bu bilgiler ışığında bu balıkların insana saldırma nedenine gelince, geliştirmiş oldukları bazı avlanma yöntemleri ve besin olarak tercih ettiği canlılara duyduğu gereksinim. Foklar köpekbalığının da en sevdiği avlardan biri. Bir varsayım olarak, insanın suyun altından bakıldığındaki silueti foka çok benziyor; bu yüzden köpekbalıklarının foka benzettiği insanlara saldırdığı söylenmekte. Bazı kaynaklarda köpek balığının haince arkadan saldırdığı yorumları yapılır. Köpekbalıkları önden saldırırsa, fok köpekbalığını fark ederek hemen yakındaki bir kara parçasına çıkıp kurtulabiliyor. Zaman içinde bu davranışı öğrenen köpekbalığıysa arkadan olabildiğince hızla yaklaşıp, foku yakalayabiliyor. Gerçekte yemek listesinde bulunmayan insana saldırdığında, ilk ısırmadan sonra tadını beğenmeyip bırakabiliyor. Bu arada kurtulmak için kısa bir zaman doğuyor eğer yaralı birey şoka girmemişse ya da çok ağır yaralanmamışsa saldırıdan kurtulabiliyor. Köpekbalığı kalabalık bir dalgıç ya da yüzücü grubuna saldırdığında içlerinden birini seçerek diğerlerini göz ardı ettiğine dair bir gözleme çeşitli raporlarda yer verilmiş bulunuyor.
Köpekbalıklarından Korunma Tedbirleri
Türkiye denizlerinde tehlikeli türlere oldukça az rastlanıyor. Yüzücüler için herhangi bir tehlike söz konusu değil. Tehlikeye maruz kalabilecekler yalnızca zıpkınla balık avlayanlar olabilir. Zıpkıncılar, avladıkları balıkları bellerinde bir telle taşırlar. Parçalanmış balık ve kan kokusu köpekbalıklarını çekebilir. Herhangi bir saldırı durumunda balıkları mümkün olduğunca uzağa fırlatmaları ve hareketlerini en aza indirgemeleri gerekir. Su yüzeyinde hareket eden kol ve bacaklar köpekbalıklarını daha çok tahrik eder. Hızlı yüzmek kısa mesafelerde işe yarayabilir ama diğer türlü sonuç vermez. Dalgıçlar içinse, olabilecek dalış sınırları (0-42 metre) içinde karşılaşılabilecek köpekbalıkları ise küçük boylu zararsız türlerdir. Olası saldırı olaylarına karşı önerilen pek çok korunma tedbiri bulunuyor. İki taşı birbirine vurmak, kuvvetli ses çıkarmak, regülatörden hava püskürtmek, elle suya çarpmak vs. Eğer yanınızda varsa kimyasal madde (özellikle bakır asetat) kullanmak tavsiye ediliyor.
Bazı raporlarda, eğer birey yaralı değilse ve suda hareketsiz kalırsa meraklı köpekbalığının ortamdan ayrılabileceğinden söz edilmekte. Çeşitli şekillerde (bıçak, zıpkın vb kullanılarak) köpekbalığını yaralamak amacıyla yapılan hareketlerse büyük ihtimalle sonuçsuz kalacak ve hatta bir tahrik unsuru olduğunda saldırı olasılıkla yükselecektir. Köpekbalığına karşı şiddet kullanmak tavsiye edilmemekle birlikte, eğer başka bir seçenek kalmamışsa burun, gözler ya da solungaç yarıklarına darbe yapılmalı.
Dalışlar esnasında koyu renkli bir elbise giyilmesi ve özellikle açık su ya da derin su dalışlarında mümkün olduğunca fosforlu renklere sahip malzeme kullanımından kaçınılması tavsiye ediliyor. Ortamda büyük bir köpekbalığı fark edilirse, yavaş hareketlerle yüzeye çıkıp derhal tekneye binilmeli ve su yüzeyindeyken kollar açılmamalı. Zira köpekbalığı dalgıcın siluetini başka bir canlıya benzetip saldırabilir. Yasak olmasına karşın halen kıyılarımızda dinamitle avcılık yapılmakta ve bu olay pek çok köpekbalığını bir anda ortaya çıkan bol besinden ve kandan dolayı ortama çekebilmekte. Unutulmamalı ki, küçük boylu köpekbalıkları da böyle ortamlarda saldırgan bir tutum sergileyebiliyorlar.
Tüm bunlara karşın köpekbalıklarının insanlarla karşılaştığında gösterdikleri önceden kestirilemeyen davranışlar önerilen korunma yöntemlerinin her zaman başarıya ulaşmasını engelleyebiliyor.
Köpekbalığı Saldırılarında Tedavi Yöntemleri
Köpekbalığı ısırıkları sonucunda genellikle büyük miktarda doku ve kan kaybı söz konusu olur bu nedenle iki önemli probleme karşı acil ve etkin tedbirler almak gerekir: 1- Kan kaybının kontrol edilmesi 2- Şokun önlenmesi Şok durumu genellikle aşırı (0,5 lt'den fazla) kan kaybına bağlı olarak gelişir. Böyle durumlarda derhal kanama durdurulmalı, yaralı sıcak tutulmalı, hemen serum verilmeli, fakat çok şiddetli şok geçiren bir yaralıya kesinlikle ağızdan hiçbir şey verilmemelidir. Kan dolaşımın normale dönmesi zaman alır. Bu esnada derhal bir tıp merkezine başvurulmalıdır. OLURDA BİR GÜN Bİ KÖPEK BALIĞIYLA KARŞILŞIRSANIZ YAPMANIZ GEREKEN EN DOĞRU ŞEY, TANRI'NIN GÜNAHLARINIZI BAĞIŞLAMASI İÇİN DUA ETMEYE BAŞLAMAK OLACAKTIR !!! : ) han April 18 UNUTMA, UYUMA ! ! !Konu: GEÇMİŞTEN BİR CİNAYET VAKASI,BELKİ HATIRLAYANINIZ VARDIR. GEÇMİŞTEN BİR CİNAYET VAKASI
çevriliyor. Sen sağ, ben selamet;
(TABİ ÖNCESİNİ
Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu... (burak erdoğan.) (Hani şu gemiciği olan. Hoş bu durum paşazadenin ilk ya da tek vukuati değildir, TSK dan sahte çürük raporuyla askerlik görevini yapmaması vs. ) Sayın Başbakan oğlunuzun Devletimize ve Milletimize olan borcunu ödemesini sağlayın ! ! ! ve son olarak: başbakan recep tayyip erdoğan'ın, ses
Peki vatandaş çocuklarını onlardan ve onlar gibi .....lerden nasıl koruyacak ???
İşte gerçektende Atamızın dediği gibi; GENÇLİĞE HİTABE Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK ULU ÖNDER BU GÜNÜ TAA O GÜNLERDE GÖRMÜŞTÜ ZATEN O’NUN BÜYÜK YAPAN ÖZELLİKLERİNDEN BİRİDİR BU (İLERİYİ GÖRMEK). HAL BÖYLEYKEN BURUNLARININ UÇLARINI DAHİ GÖRMEKTEN ACİZ HERKESEDİR SÖZÜM ; ATAM, SEN RAHAT UYU!!! BİZ DAHA ÖLMEDİK ! . . BİZLERE MİLYONLARCA HALKIMIZIN KANLARIYLA SULAYARAK BIRAKTIĞINIZ BU VATAN’I HİÇ BİR HAİNE BIRAKMAYACAĞIZ. ELBET HESAPLAŞMA ZAMANI GELECEK!!! İŞTE O ZAMAN HERKES HAKETTİĞİNİ YAŞAYACAK.
ATAM İZİNDEYİM, İZİNDEYİZ!
SEN RAHAT UYU . . . ÇÜNKÜ BİZ BURDAYIZ BIRAKTIĞIN EMANETİ CANIMIZ PAHASINA KORUYACAĞIZ !!!
Not: Biz Bunları; UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ!.. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE !.. han
March 19 Düşüş Devam Ediyor Son Sürat ! . . .March 08 TEK GERÇEK GERÇEĞİN YALAN OLMASIDIR ! ! !GERÇEK , GERÇEK , O DA NEYMİŞ Kİ ? BİLEN VAR MI ?
Öğrendim ki gerçekten gerçek diye bir şey yok. Yok yok yok. Yok işte. Öğrendim ki iyi de yok yeryüzünde, güzellikte, doğruluk ta yok. Bunların hepsi sadece bizlerin yani insanoğlunun kendisini mutlu edebilmek için uydurduğu yalanlardır. İyi,güzel, hoş, mutluluk vs. gibi kavramlar aslında yok.
Sadece acı var yeryüzündeki gerçekler arasında. Acı, Göz yaşı, Mutsuzluk, Karanlık ve YALAN var. Asıl gerçekler bunlardan ibaret.
Mutluluk, iyilik doğruluk gibi kavramları taşıdığını zannedenler yalnızca Yalandan, acıdan, karanlıktan çok zarar görmemiş insanlardır. Hayatın gerçeğini bi şekilde yaşamamış, görmemiş olanlar kendisini mutlu, şanslı vs. zanneder.
İnsandır dünyanın düzeninde ki en önemli faktör. Dünyaya yön veririz, yok ederiz, bir şeyler yapmaya çalışırız bir şekilde ama peki ya insanı yönlendiren şeyler nedir? Zannediyormusunuz ki yeryüzündeki mutsuzluktan, kötülükten, karanlıktan ve YALAN dan insanların suçu yok, bizler sadece bu acı ları yaşamak zorunda olan talihsizleriz. H AA YYIIIIRRRRRRRR!
Var olan bütün bu gerçeklerin yaratıcıları biziz. Evet biz insanlar.
Yalan bizim, Acı vermek, Mutsuz etmek, Üzmek, Kırmak, Yıkmak, Yakmak, . . . daha binlercesini sayabilirim ama zaten bunu herkes yapabilir.
Hayat Gerçekten Güzel Değil ama ya.
Cidden boş boş boş bir sahne, ve bu sahnede yönetmenlik yapan bazı insanların ellerindeki kuklalarız. Onlar nereye yönlendiriyorsa masum olan insancıklarda onu yapıyor.
İyi insan yoktur, masum insan vardır . Masum insan vardır . Birde ZALİM insan vardır.
Kısacası ikiye ayrılır insanlar. Masumlar ve Zalimler diye….
Acı çeken, Kandırılan, Aldanan, Saf düşünen, Art niyetsiz olan benim gibi insanlar, (Bunları söyleyerek kendimi övmüyorum bilakis nefret ediyorum bu özelliklerden çünkü bu huylar yüzünden hep av ben ve benim gibiler oluyor. Salağız işte kısaca bu özelliklerde olan insancıklara kısaca salak diyorum ben.) vardır,
Birde güçlü, Kurnaz, Adi, Düzembaz, Hain, Art Niyetli, Aldatan, Kandıran kısacası YALANCI insanlar vardır.
Tıpkı benim karşıma sürekli çıkan, her birinin benden bir parça kopardığı, beni yakan,yıkan, Üzen , altadat ve YALANLARIYLA beni tüketen insanlar gibi.
Ama kızmıyorum hiç kimseye , çünkü dünyanın devamı buna bağlı, Masum insan olmalı ki, Zalim de olsun. Vs vs vs .
Siz zalimlerden olmayın tamam mı. Bir gün yalnız kaldığınız sakin bi ortamda hayal kayığınıza uzanın ve kendinizi kimseyle iletişim kuramayacağınız geçmiş okyanusunuza doğru bırakın. Bırakın bakalım içinizdeki dalgalar sizi nerelere, nelere götürecek. Eğer MASUM lardansanız yaşadıklarınız içinize sığmayacak ve sizin olan hayal okyanusunuzda fırtınaların kopmasına neden olacak .
İşte kurtuluşunuz o fırtınada . EĞER Kİ o fırtınada çıkan enerjinizi doğru kullanıp yönlendirebilirseniz o zamandan sonra hiçbir ZALİM e yenik düşmezsiniz. Ve hatta o güne kadar size yapmadığını bırakmayan Bütün ZALİM leden size yaptıklarının (size ve hayatınıza) hesabını sorabilecek kadar güçlü olursunuz . . .
TEK GERÇEK GERÇEĞİN, YALAN OLMASIDIR !!!
SİZ ZALİMLER DEN OLMAYINIZ !!!
MASUM OLMAK ARTIK SALAK LIK OLMASIN !!!
MASUMİYETİNİZİ KAYBETMEMENİZ DİLEKLERİMLE !!!
han
İşte bu şiir de benim halimi çok güzel özetliyor . . .
January 31 HAN dünya ya küstü bu gün . . .ÇARESİZLİK ! . .
ZERRESİ KALMADI İÇİMDE MUTLULUĞUN KIRILDI BÜTÜN DALLAR ELİMİ UZATTIĞIM ŞANSIZLIK DEĞİL LANET BU BENDEKİ TALİH KALMADI YAZIK BİR DAMLASI MUTLULUĞUN
İÇİMDE YİNE KARANLIK YİNE UMUTSUZLUK YİNE ACI DOLU GÖZYAŞLARIM KALDI DUDAĞIMDA SÖYLEYEMEDİĞİM, SÖYLEMEKTEN KORKTUĞUM MASUM BİR KAÇ DİLEK İSTESEMDE NAFİLE BU ŞANS VARKEN BENDE SÖYLESEMDE ZATEN GERÇEKLEŞMEYECEK ! . .
ZERRESİ KALMADI İÇİMDE YAŞAMA ARZUSUNUN YİNE GÖZLERİMDE YAŞ, KALBİMDE UMUTSUZLUK YALNIZLIĞIN VERDİĞİ DAYANILMAZ ZULÜM VAR YÜREĞİMDE . GELMİYOR ELİMDEN HİÇ BİR ŞEY, NAFİLE NE YAPAYIM? OLMUYOR , MUTLULUK İSTEMİYOR BENİ, BENDEN KAÇIYOR BEN İSTESEM DE, KADERİM KİMSESİZLİK ! BEN İSTESEM DE, İŞTE BUNUN ADI ç A R E S İ Z L İ K ! . .
T Ü R K İ Y E B İ Z İ M ! . .
Yıl
'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda
2 arkadaş okulda tavan arasında eski şimdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, günde 5 defa camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?
çekildiğini? eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı? Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz bari İslam'ın emrine uysaydınız. Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşı'mız varmış. O marşı yanlızca körü körüne mi ezberlediniz? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış, demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön'. Baba ne zaman titreyeceksiniz? Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi.
HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM ŞEHiT
H A N
January 25 oyun . . .Yaralıdır Kalp . . .
Bir damla umut istiyorum yalnızca, Yetmiyor bu eğreti mutluluklar bana. Rol yapmadan kendimi, zorlamadan Gülmek, mutlu olmak istiyorum şöyle doyasıya! . . .
Sabahındayken daha günün, İstemiyorum güneşin batışı görmek, Hani her yeni gün yeni umut diyorlar, Bende ise her gün yeni karanlık demek.
Her insanın bi çocuk vardır içinde hani, İşte içimdeki çocuğun katilidir kaderim. Tüm güzelliklerimi insafsızca aldı benden, Bana kalan acı,gözyaşı, hüzün ve hüsran . . .
Çiçekleri soldu gönül bahçemin, Yitirdi benliğimi içimdeki tin. Tüm bu olanlardan sonra benden bana Geriye kalan; acıyla sızlayan, Yaralı bir kalp oldu şimdi . . .
han
January 24 Anlamlı . . .January 23 benim dünyam da . . .January 18 Sen Gittin Ya . . .GÖZYAŞLARIMDA BOĞULSUN DÜNYA ! . .
Sana Ağlıyorum
İnan!
Gözyaşlarımda Boğacağım Kendimi Bu Gece
Manasız Artık
Boşadır!
Teselli Vermeye Gücü Yetmez ki Hiçbir Şeyin ,
Sustum, Bir Tek Kelime
Bulamadım Söyleyecek.
Ardından Öyle
Bakakaldım Sessizce.
Oysa ki;
Ne Çok Şey Vardı diyecek,
Oysa ki;
Ölümden Acıydı Gidişini İzlemek . . .
Kopsun Artık Fırtınalar
Vursun Dalgalar Sığmasın Okyanuslarına .
Yağsın Yağmurlar
Bardaktan Boşalırcasına
Kasıp Kavursun Her Şeyi Rüzgar
SEN Yoksun Artık
Gittin Ya Beni Bırakıp
Ardına Son Kez Olsun Bakmadan!
Boğulsun Tüm Dünya Gözyaşlarımda
Madem ki SEN yoksun
Neye Yarar Bu Dünya?
han han January 17 Gökyüzü nün İsyanı ! . .yüz yüze
Anladım ki;
Bir insanla sürekli yüz yüze bakabilmek istiyorsan,
Hiçbir koşulda,
Asla,
Sırtını dönmemelisin! . .
Bir kere bile olsa . . .
han
önce sen gel, sonra . . .ÖNCE SEN GEL SONRA ÖLÜM GELSİN Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, Kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı Biliyorum... Saçlarının kokusundan öpmek, İçime çekmek ve serin soluğundan içmek, Sana sarılmak, kucaklamak, Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artik. Ezip geçiyor ruhumu acılar... kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, Ağrılı şiirler topluyorum gecelere simdi... Yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğunsa buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok. Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara. Bakakalıyorum ardından çaresiz. okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Bir gül olsaydın bahçemde, Koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! Bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, Nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, Kapımdaki akasya... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, Tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, Hicranımı bir tılsımla... Ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, Menzil uzak... Her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol Her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım Yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, Ne kadar çok sevdiğimi... şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler... Sonra ölüm gelsin... Kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.
han
vatan hasreti
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Zsuzsannawrote:
Oct. 22
|
|||||
NEDÜNDE GİZLİDİR NEDE YARINDA cengizhan istanbullu
asalet asaletinyeter cengizhan
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin
ASALET BEYAZ GÜLÜM3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidiro gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin) ASALET BEYAZ GÜLÜM cengizhan asalet_23@windowslive.com NE DÜNDE GİZLİDİR NEDE YARINDA SENİ SEVECEK KADAR CESARETLİYSEM BİR KALEMDE SİLECEK KADAR YÜREKLİYİM...
Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın.Yanlızlımla paylaştığımı Seninle paylaşsaydım.Keşke senin adın YALNIZLIK olsaydı ve ben hep YALNIZ kalsaydım
BEN NE GİDENE KAL DERİM NEDE KALANA GİT GİDEN YOLUNU KALAN YERİNİ BELİRLEMİŞDİR HAYATIMDA... GİDENE KAL DEMEK ZAVALILARA KALANA GIT DEMEK TERBIYESIZLERE DÖNMEYENE DÖN DEMEK ACİZLERE HAK DENE YOL VERMEK BİZE YAKŞIR
Aug. 16
|
|||||
|
Oct. 4
|
|||||
|
ömercelaleddin arslanwrote:
![]() Gülüm
Kara kaş gözüne kurban olurum Yanağın gamzeli hayran olurum Gülüşün çok tatlı mecnun olurum Sevdanı bana çok görme gülüm Ömrümü sevdana adadım bilsen Gönül sarayımı kapama girsen Tahtımda tek yerim sanadır gelsen Sevdanı bana çok görme gülüm Derdime hekimler çare olmuyor Yüreğim kanıyor, canım yanıyor Reçetem derdime sevdan yazıyor Sevdanı bana çok görme gülüm Çekilmez bu ömür sen yoksan eğer Aldığım her nefes senmişsin meğer Seninle bir güne razıyım değer Sevdanı bana çok görme gülüm Celaleddin derki canımsın yarim Hayatıma sebep kanımsın zalim Sensiz yaşarsam ben ne olur halim Sevdanı bana çok görme gülüm Celaleddin Arslan 18.05.2008 14.28 Son yazmış olduğum şiirimle sizleri saygı ile selamlıyorum.Mevlama emanetsiniz.
May 20
|
|||||
|
angellwrote:
May 13
|
|||||
|
Have a nice day. Greetings Tine
M
May 8
|
|||||
|
Apr. 24
|
|||||
|
Apr. 10
|
|||||
|
Apr. 4
|
|||||
|
Mar. 29
|
|||||
|
†..ωдћѕђξ..†
wrote:
Mar. 21
|
||||
|
Kara Kızwrote:
spacemi ziyaret ettigin için saol resimlerine baktım süperler spacende hos olmus
Mar. 15
|
|||||
|
Ayşem ÇELİKwrote:
Selam
nbr han spacesin güzel olmuş...
ama biraz ayrılcak zaman ister
knd.iyi bak grs.hoşcakal
Mar. 6
|
|||||
|
civigi onemanwrote:
Han; gercekten cok etkılendım,, herseyı cok ınce dusunmussun ve bu spacesın sayesınde bısımle paylasıyorsun.. senı tanıdıgım ıcın cok mutluyum.... hep bole gercekcı hep bole dusuncellı kal... Gorusmek uzere arkadasım...
not be to. sevgii
Feb. 20
|
|||||
|
hakan mertwrote:
![]() Gitme Seni ÖzledimAzaltma baharları
Jan. 31
|
|||||
|
GÜL GÜZEL!wrote:
han ben ezel güzel söz için teşekkür ederim saol
Jan. 19
|
|||||
|
asi kızwrote:
Tek kelimeyle süper olmuş...
Jan. 16
|
|
|